Return to site

Ajanda:

Ankara'nın Kültür Sanat Gündemi

Pınar Özdemir

Ankara meydanı da, seyircisinin artan ilgisine karşılık verecek büyüklükte bir opera salonu da olmayan bir Başkent. Bu hallerine alışsak ve tüm bunların farkında olsak da Devlet Opera Balesi’nin temsillerinin Congressium gibi akustiği yetersiz, orkestra çukuru olmayan salonlarda sahnelenmesine, bu temsillerin bilet fiyatlarının Opera’dakinden kat kat pahalı oluşuna alışamadık. Temsillere bilet bulamamak, biletler satışa açıldığı günde ve saatte hazır olsak bile bilet alamamak da alışamadığımız konulardan biri. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin bir türlü bitmeyen tadilatı salon yetersizliğinin başka bir işaretiydi. Yine de tüm bunların arasında güzel bir sezon kapandı. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde Romeo ve Juliet, Turandot, Ayşe Opereti, Troya, Frida, Zorba gibi eserler bu sezon sahnelenenler arasındaydı. Çaykovski’nin müzikleriyle taçlanan Romeo ve Juliet’in 22 Mayıs 2019 tarihli temsiline gitme imkânı buldum. Tolga Taviş’in düzenlemesiyle ve Murat Cem Orhan ile Sunay Muratov’un dönüşümlü şefliğiyle icra edilen düzenlemeler çok iyiydi. 22 Mayıs 2019 temsilinde Juliet rolünde Sultan Menteşe, Romeo’da Burak Kayıhan dans ettiler. Genç balerin Sultan Menteşe’den rolüne çok uyan bir yorum izledik. Tybalt rolünde İlhan Durgut, Paris’te Eren Keleş ve Mercutio’da -solo danslarıyla özellikle dikkat çeken- Kadir Okurer çok başarılıydı. Romeo ve Juliet’in koreografisi sezonun en iyilerinden biriydi belki de. Hikâye hiçbir boşluk bırakmadan, konuyu bilmeyen varsa bile onun da anlayabileceği bütünlük içinde aktarılmıştı. İşlevsel dekor ve sahne geçişleri anlatımın akıcılığını artıran unsurlardı. Tekli ve ikili danslar hem koreografi açısından, hem de dansçıların uyumlu performansları açısından tekrar tekrar izlenmeye değerdi. Umarım Romeo ve Juliet önümüzdeki sezon sahnelenmeye devam eder ve görememiş olanlar da izleme imkânı bulur.

Orkestralarımız da sezonu kapattı. Mayıs ayında CSO birbirinden anlamlı ve güzel konserlere ev sahipliği yaptı. Bunlar içerisinde en önemlisi büyük gazeteci Uğur Mumcu’nun anıldığı, 3 Mayıs 2019 akşamı gerçekleştirilen konser oldu. Rengim Gökmen’in yönettiği konserin açılış parçası, ilk seslendirilişine tanıklık ettiğimiz, Hasan Uçarsu bestesi “Sakıncalı Piyade” idi. Bu yıl CSO’nun sezon açılışı Troya Yılı kapsamında, CSO tarafından özel olarak siparişi verilen ve Hasan Uçarsu tarafından bestelenen “Troya’dan Çanakkale’ye” senfonik eserinin ilk seslendirilişi ile yapılmıştı. “Sakıncalı Piyade” ise Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın siparişi üzerine trompet ve yaylı çalgılar orkestrası için 2019’da bestelenmiş yeni bir eser. Eserdeki trompet, Uğur Mumcu’nun yazıları ve düşünceleriyle halkın aydınlanmasındaki rolünü, getirdiği ufuk açıcı, özgün, kulaklardan ve yüreklerden asla silinmeyecek sesini karakterize ediyordu. Yaylılar ise Uğur Mumcu’nun değerli mirasını paylaşan insanları; okurları ve onu unutmayanları sembolize ediyordu. Tüm bunların etkisiyle çoğalan, güçlenen, büyüyen bir ses oldu “Sakıncalı Piyade”.

Konserin ikinci parçası Münir Nurettin Beken tarafından 2017 yılında bestelenmiş “Kemençe ve Keman için İkili Konçerto” idi. Konserde kemençe partisyonları İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı öğretim üyesi Doç. Hatice Doğan Sevinç tarafından, keman partisyonları ise CSO’da halen Konzertmeister yardımcısı olarak görev yapan ve orkestranın haftalık konserlerinde de dinlediğimiz Menevşe Aydoğdu tarafından icra edildi. Türk asıllı Amerikalı besteci ve akademisyen Beken’in, biri batılı, diğeri doğulu bu iki enstruman için bestelediği bu eser, hem keman ve kemençe arasındaki benzerlikleri vurgulaması, hem de iki enstruman arasındaki farklılıkları ortaya koyması bakımından ilginçti. İki enstrumanın teknik benzerliklerini ve farklılıklarını öne çıkartan bu eser iki usta sanatçının yetkin yorumlarıyla seslendirildi.

Konserin ikinci bölümünde Turgay Erdener’in uzun süredir üzerinde çalıştığı ve konser akşamına yetiştirdiği bestesi “Uğur Mumcu Kantatı”nı dinledik. Kantat üç soprano, bir tenor solo için bestelenmişti ve Uğur Mumcu’nun yazılarından derlenen beş bölümden oluşuyordu. Eserin metni tiyatro yazarı Şirin Aktemur tarafından düzenlenmişti. Bu bölümler sırasıyla “Sesleniş”, “Çağın Suçu”, “Bir Ölünün Davası, “Avni’nin Atları” ve “O Eski Türkü” başlıklarını taşıyordu. Sopranoda Selva Erdener, Tuğba Mankal ve Görkem Ezgi Yıldırım, tenorda da Emre Akkuş solist olarak sahne aldılar. Sahnede Çiğdem Aytepe şefliğinde konsere hazırlanan Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Lisans Korosu da yer aldı. Kantat koro tarafından seslendirilen ve fısıldayıştan haykırışa dönüşen “Vurulduk Ey Halkım, Unutma Bizi” sözleriyle başladı. Uğur Mumcu’nun cümleleri koro, soprano, tenor sesler ve orkestra tarafından kanatlandı. Eserin orkestrasyonu çok güçlüydü. Bunun etkisiyle olsa gerek, orkestranın yüksek sesi ve kuvvetli vurgulsarı sololoları çoğu yerde bastırdı ve metnin seyirciler tarafından tam anlaşılamamasına neden oldu. Program kitapçığında metin yer almadığı için sözleri anlamakta zorlandık. Bir de bu derece büyük bir kantatta Uğur Mumcu’nun metinlerinden oluşan daha bütüncül ve güçlü bir metin daha etkili bir eser ortaya çıkmasını sağlardı. Ancak “Uğur Mumcu Kantatı”nın sözleri yer almasa da kitapçık Uğur Mumcu anısına, özel olarak tasarlanmıştı. Kitapçıkta Uğur Mumcu’nun hayatı ve ikinci sayfada Uğur Mumcu’nun fotoğrafının altında 25 Ağustos 1975’te Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan Sesleniş yazısından şu alıntı yer alıyordu: “Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi... Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi...”

"Bunlar içerisinde en önemlisi büyük gazeteci Uğur Mumcu’nun anıldığı, 3 Mayıs 2019 akşamı gerçekleştirilen konser oldu. Rengim Gökmen’in yönettiği konserin açılış parçası, ilk seslendirilişine tanıklık ettiğimiz, Hasan Uçarsu bestesi “Sakıncalı Piyade” idi".

Bu sezon Uğur Mumcu adına iki önemli eser bestelenmiş olması, bu eserlerin CSO tarafından seslendirilmesi ve böyle bir akşama tanıklık etmek çok önemliydi. Böylece sezonun en unutulmaz konserlerinden birine tanıklık etmiş olduk.

Sezonun sona ermesinin ardından Ankara’da yaz başladı. Ankara’da yaz demek ölü bir mevsimin başlaması, etkinliklerin açık havaya, yazlık beldelere taşınması demek. Bilkent Senfoni Orkestrası 22 Ağustos’ta Bodrum Müzik Festivali’nin açılış konserini gerçekleştirecek. Bu sezon BSO’nun “Cumhuriyet Bayramı Konseri”nde de sahne alan Nil Venditti’nin yöneteceği konserin solisti Fazıl Say. Festivalin açılışı Beethoven’ın 3 nolu piyano konçertosu ve Mendelssohn’un “İtalyan” senfonisi ile yapılacak. 23 Ağustos’ta ise BSO, D-Marin Turgutreis Bodrum Müzik Festivalinde sahne alacak. İbrahim Yazıcı’nın yöneteceği konserde Pablo Ferrandez, Elgar’ın viyolonsel konçertosunu seslendirecek. Konserde ayrıca Fazıl Say’ın 4 nolu senfonisi Umut’un Türkiye’deki ilk seslendirilişi yapılacak.

Bilkent Senfoni Orkestrası Haziran ayında ise Odeon’da iki konser verdi. Bu konserlerden ilki TÜRKSOY işbirliğiyle 15 Haziran’da gerçekleştirilen “Neşeye Övgü” başlıklı konserdi. 22 Haziran’da ise, bir Odeon klasiği olma yolunda ilerleyen “Film Müzikleri” konseri Howard Griffiths yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası tarafından gerçekleştirildi. BSO’ya Bilkent Modern Dans Topluluğu eşlik etti. Konserde Gladyatör, Örümcek Adam, Jurassic Park, Karayip Korsanları, Indiana Jones, Schindler’in Listesi gibi çoğunluğu John Williams bestesi film müzikleri çalındı. Konsere katılım büyük ve coşkuluydu. Howard Griffits’in parça aralarında yaptığı açıklamalar, espriler ve tüm bunların akıcı bir Türkçeyle aktarılması seyircinin alkışını ve sempatisini kazandı. Chicago filminin müziği çalınırken Cem Güngör’ün müthiş trombon solosu ve Schindler’in Listesi’nde BSO’nun konzermaister yardımcısı İrina Nikotina’nın duygulu keman yorumu dikkat çekiciydi. Bu nedenle Schindler’in Listesi ve Karayip Korsanları konserin bis parçaları oldu aynı zamanda. Bilkent Modern Dans Topluluğu ise Gladyatör, The Dark Night Rises (Kara Şövalye Yükseliyor) ve Yüzüklerin Efendisi film müzikleri yorumlanırken sahne aldı. Herkesçe bilinen bu eserlerin dansla anlatımı ve topluluğun kostüm seçimleri müziklerin yanında biraz zayıf kaldı. Bir eleştiri de Odeon’un yıllardır bir türlü çözülemeyen hoparlör sorununa yöneltilebilir. Hoparlöre yakın bloklarda tiz sesler patlayarak eserleri dinlemeyi zorlaştırdı. Odeon’da araya konan küçük hoparlörler arka sıralardaki akustik sorununu bir nebze çözse de sahnenin etrafındaki hoparlörlerin sonuna kadar açılması konser boyunca seslerin patlamasına neden oluyor.

"Ankara’da 25 yılın kayıplarını tek tek sıralamak mümkün, bunları yeniden yerine koymak kimi durumlarda imkânsız".

Ve bu ayki Ajanda’nın son notu belediye seçimleri üzerine olsun. Son seçimler ve sonuçları Ankara’dan sonra İstanbul’da da değişim rüzgârlarını kuvvetli bir şekilde estirmeye başladı ve umudumuzu artırdı. Ankara’da ilk icraat yıllardır kayıp olan ve bulunamadığı için aslına uygun şekilde tekrar dökümü yaptırılan İlhan Koman heykelinin açılışı oldu. Heykel 11 Mayıs’ta Ankara Seğmenler Parkı’ndaki yerine tekrar yerleştirildi. Böylece uzun yıllardır Ankara’da ilk defa yıkıma değil, yeniden yapıma tanık olduk. Bunun sevinci o gün bu coşkuyu paylaşmaya gelen herkesin yüzüne yansımıştı. Bundan sonra onarımlara, gidenleri telafi etmeye tanık olmayı diliyorum. Ankara’da 25 yılın kayıplarını tek tek sıralamak mümkün, bunları yeniden yerine koymak kimi durumlarda imkânsız. Mümkün olanlardan şöyle bir liste yapılabilir sanırım: Yıllardır kültür ve sanat etkinliklerine kapalı olan Operet Sahnesi’nin yeniden açılması, Su Perileri Heykeli’nin yerine konması, hazır oralara el değmişken Tandoğan Meydanı’nın adının geri verilmesi, bizden çalınan diğer cadde ve sokak isimlerinin eski haline dönüştürülmesi, Hitit Güneş Kursu’nun şehrin sembolü olarak tekrar kullanılması, CSO’nun yeni konser binası inşaatının sona ermesi ve eski konser salonunun da işlevini koruduğu bir merkez haline getirilmesi, görece basit bir istek olsa da Opera’nın ve CSO’nun önüne trafik ışığı konulması... Bu liste uzatılabilir elbette ama ilk etapta bunların yerine getirilmesi bile ileriye dönük umut ve beklentileri artıracaktır. Yaralar zamanla sarılır. Ankara o özlediğimiz haline dönemese bile kimi yitirdiklerimizin bir kısmı belki geri alınacak. “İklim değişir, Akdeniz olur...”

KONSER: Birsen Tezer & Eda Baba & Hüsnü Arkan

4 Ağustos'ta ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik Çim Amfi'de

BİLKENT SENFONİ ORKESTRASI (BSO)

15 Haziran

Neşeye Övgü

TÜRKSOY işbirliğiyle

Jean François Heisser, şef
Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Devlet Çoksesli Korosu
Burak Onur Erdem, koro şefi

Zhupar Gabdullina, soprano
Dina Khamzina, mezzo-soprano
Nurlan Bekmukhambetov, tenor
Burak Bilgili, bas

L. van Beethoven | Senfoni No.9, Re minör, Op.125 “Korolu”

22 Haziran

Film Müzikleri

Howard Griffiths, şef
Bilkent Modern Dans Topluluğu
Koreografi: Galip Emre

MOZARTHAUS SANAT VE KONSER EVİ

 

8 Haziran

Dizi & Film Müzikleri ve Ünlü Melodiler ile Bir Akşam

Seda Baykara, keman
Günay Tuzkaya, piyano

 

12 Haziran

Aşkın Üç Dili, Eurosanatolias

Canan Özgür, soprano
Güray Alyörük, gitar

15 Haziran

Nazım Hikmet’i Anma Konseri

Demet Gürhan, soprano
Güler Demirova Gyöffry, piyano
Hayri Çelebi, anlatım ve şiirler

ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik Çim Amfi Konserleri

5 Temmuz

Karsu

13 Temmuz

MFÖ

20 Temmuz

Yeni Türkü 40.Yıl Konseri

27 Temmuz

Teoman

4 Ağustos

Eda Baba&Hüsnü Arkan&Birsen Tezer

16 Ağustos

Selda Bağcan

Sergiler:

-Ben Her Zaman Öteki’nin Alanındayım, 9 Mart - 14 Temmuz 2019, Müze Evliyagil

-Alarmart: Seni Ne Çağırıyor?, 19 Haziran - 21 Temmuz 2019, CerModern

-Hacettepe Sanat ve Tasarım Sergisi, 27 Haziran - 26 Temmuz 2019, CerModern

-Hatice Doğan: Çifte Mevcudiyet, 21 Haziran - 6 Temmuz 2019, Galeri Soyut

-Ayfer Keçeci: Varlık Alanı, 21 Haziran - 6 Temmuz 2019, Galeri Soyut

-Medine Özen: İç Fırtına, 21 Haziran - 6 Temmuz 2019, Galeri Soyut

-Bağış Eserler I Sergisi, 2 Temmuz - 2 Ağustos 2019, BHRD Tuğrul Velidedeoğlu Sanat Galerisi

-Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu’ndan: Anlatı, Yer ve Zaman, 4 Temmuz - 30 Eylül 2019, Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi

All Posts
×

Almost done…

We just sent you an email. Please click the link in the email to confirm your subscription!

OKSubscriptions powered by Strikingly