Return to site

AJANDA: Aralık 2018

Ankara'nın Müzik-Kültür-Sanat Gündemi

Pınar Özdemir

Kasım ayında orkestralarımız solist ve program yönlerinden oldukça iyiydi. Güzel konserler dinledik. Aralık programları da dopdolu.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası

22-23 Kasım 2018 tarihlerinde CSO, kemanda Yiğit Karataş’ı ağırladı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Yardımcı Şefi Cemi’i Can Deliorman’ın yönettiği konser “Ustalara Saygı” kapsamında Suna Kan, onuruna yapıldı. Ben Perşembe günkü konsere gitmiştim. Yiğit Karataş 1994’te Mersin’de doğmuş ve ilk eğitimini bu şehirde almış. 2017 yılında Suna Kan Uluslararası Keman Yarışmasında ve aynı yıl New York’ta katıldığı Uluslararası Waldo Mayo Keman Yarışmasında birincilik ödülünü kazandı Yiğit Karataş. Nicedir canlı dinlemek istediğim bir solistti. CSO ile verdiği konserde Sibelius’un keman konçertosunu çaldı. Teknik anlamda ve orkestra ile uyumunda ne kadar üstün düzeyde olduğunu gördük ve canlı dinlemenin sevincini yaşadık. Dinmeyen alkışlara bir Bach solosuyla teşekkür etti Karataş. Bu soliste bir yerlerde rastlarsanız dinlemenizi öneririm. Konserin ikinci bölümünde ise orkestramız üstün bir yorumla -Ekim’de genç şef Nil Venditti yönetiminde BSO’dan da dinlediğimiz- Beethoven 7.senfoniyi seslendirdi.

Yiğit Karataş'a bir yerlerde rastlarsanız dinlemenizi öneririm.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın, Aralık ayında gerçekleştireceği ilk konserde İstanbul Devlet Opera ve Balesi solist sanatçısı soprano Deniz Yetim, sahne alacak. Deniz Yetim, geçtiğimiz Eylül ayında Polonya’nın başkenti Varşova’da ilk kez düzenlenen “Calisia 1. Singing Competition” yarışmasında Grand Prix ödülünü kazandı. Şef Michael Wendeberg ise hem orkestrayı yönetecek hem de piyano solistliğini üstlenecek. Programda Beethoven’ın 2 no’lu Piyano Konçertosu ile Mahler’in 4. Senfonisi var.

Deniz Yetim, geçtiğimiz Eylül ayında Polonya’nın başkenti Varşova’da ilk kez düzenlenen “Calisia 1. Singing Competition” yarışmasında Grand Prix ödülünü kazandı

CSO'da, 13-14 Aralık’ta ise Lorenzo Castriota, şefliğinde soprano Hye Soo An, sahne alacak

13-14 Aralık’ta ise Lorenzo Castriota, şefliğinde soprano Hye Soo An, sahne alacak. 20-21 Aralık tarihlerinde CSO’da “İsmet İnönü’yü Anma Konseri” seslendirilecek. Rengim Gökmen’in yöneteceği konserde İdil Biret, Brahms’ın piyano konçertosunu seslendirecek. Birinci kemanda Deniz Toygur Conus, ikinci kemanda Özge Özerbek, viyolada Yağmur Tekin ve viyolonselde Yusuf Çelik’ten oluşan Saygun Kuartet ise Louis Spohr’un Yaylı Sazlar Dörtlüsü için yazmış olduğu konçertoyu seslendirecek. CSO’nun yeni yıl konserini daha önce birkaç kez konuk şef olarak yer alan Tulio Gagliardo Varas, yönetecek. Orkestra konserde yeni yıl özel programı ile sahne alacak.

Bilkent Senfoni Orkestrası

Bilkent Senfoni Orkestrası’na gelirsek, BSO, 26 Ekim akşamı Güney Afrikalı soprano Pumeza Matshikiza’yı ağırladı. Matshikiza operada son dönemin parlayan yıldızlarından biri olarak tanınıyor. 1979 doğumlu Matshikiza, Cape Town College of Music, Royal College of Music ve Royal Opera House “Genç Sanatçı Programı”nda eğitim almış. Sanatçının Decca Classics, için kaydettiği iki solo albümü bulunuyor. 26 Ekim akşamı Matshikiza’dan Dvorak’ın Slav Dansları’nın ikisini ve su perisi Rusalka’nın Ay Şarkısı’nı, Puccini’nin “La Boheme” operasından “Donde Lieta Usci” aryası ile Turandot’dan “Signore Ascolta” aryasını ve Fauré’nin “Aprés un Réve” (Rüyadan Sonra) şarkısını dinledik. Bu eserlerin ardından ikinci bölümde Matshikiza, Güney Afrika Halk Şarkıları ile kulaklarımızın pasını bir kez daha sildi. Sanatçının “lirik soprano” deyişini hak edecek kadar duru bir sesi ve duruşu var sahnede. Aryaları hiç zorlanmadan, adeta su içer gibi seslendirdi ve özellikle “Ay Şarkısı” yorumu çok etkileyici idi. Dilerim tekrar gelir şehrimize. Konserde orkestradan son olarak Rus besteci Aleksander Borodin’in Poloveç Dansları’nı dinledik. Orkestrayı çok yönlü bir sanatçı olan Avustralyalı şair - şef Vladimir Fanshil, yönetti. Fanshil’in senfoni, opera ve bale türlerinde çalışmalarının yanı sıra yayımlanmış şiir kitapları olduğunu not düşeyim.

17 Kasım akşamı BSO’da Finlandiyalı şef Saha Maikila’yı ve genç kemancı Alexandra Conunova’yı dinledik. Program kapsamında seslendirilen eserlerden ilki Beethoven’ın re major keman konçertosu, ikincisi ise Mendelssohn’un “İskoç” başlıklı senfonisiydi. 24 Kasım’da ise BSO, önemli bir şefi ve çok iyi bir solisti ağırladı. Konserin ilk parçası İngiliz şef Paul Goodwin’in mükemmelen yönettiği Mozart’ın Serenade No.19 başlıklı eseri idi. Ardından Pablo Ferrandez, sahneye geldi ve Haydn’ın üç bölümden oluşan 1 numaralı viyolonsel konçertosunu seslendirdi. Sololarının tonu, tematik vurguları ve duygusu çok güçlü, yorumu çok etkileyiciydi. Alkışlara bir Katalan halk şarkısı olan, viyolonsel için düzenlemesini Pablo Casals’ın yapmış olduğu El cant dels ocells’i (Kuşların Şarkısı) Casals anısına seslendirerek yanıt verdi. İkinci bölümde ise orkestradan tertemiz, çok iyi bir Dvorak 5. Senfoni yorumu dinledik. Ayın son konserinde kulaklarımızın pasını sildi BSO.

BSO’dan Aralık ayında neler dinleyeceğimize gelirsek; 1 Aralık’taki “Sis ve Kar” başlıklı konserde orkestra Alman şef Alexander Liebreich ile Kazakistan doğumlu keman sanatçısı Alena Baeva’yı ağırlayacak. Baeva, Strauss’un re minör keman konçertosunu seslendirecek.

BSO'da, 1 Aralık’taki “Sis ve Kar” başlıklı konserde orkestra Alman şef Alexander Liebreich ile Kazakistan doğumlu keman sanatçısı Alena Baeva’yı ağırlayacak

5 Aralık’ta Bilkent Çocuk Senfoni Orkestrası , Ahmet Adnan Saygun Uygulama Salonu’nda sahne alacak. Minik sanatçılar Barış Demirezer, şefliğinde Mozart’ın Divertimento’sunu seslendirecekler.

8 Aralık’ta, geçtiğimiz yıl da orkestrayı konuk şef olarak yöneten Mathieu Herzog, “Amadeus Guitar Duo” eşliğinde Ravel’in “Alborada del gracioso” bestesine atıfla “Gracioso” başlıklı bir konser gerçekleştirecek.

12 ve 13 Aralık tarihlerinde “Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası” aynı programla iki ayrı konser için sahne alacak. Rustam Rahmedov’un yöneteceği 12 Aralık’taki konserin piyano solisti Eda Öncül. 13 Aralık’ta ise Omid Mousavi şefliğinde piyanoda Arya Su Gülenç sahne alacak. Konserlerin ortak programında Sibelius, Beethoven ve Arturo Márquez’in eserleri yer alıyor.

BSO’nun 15 Aralık tarihli konserinin başlığı “Gezginin Şarkıları”. Adrien Perrouchon şefliğinde mezzo-soprano Allison Cook sahne alacak.

19 Aralık’ta BSO Bilkent Konser Salonu “Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası”na ev sahipliği yapıyor. Barış Demirezer’in yöneteceği konserde Batuhan Civelek tarafından Ludwig August Lebrun’un Obua Konçertosu, İlayda Yılmaz tarafından Carl Maria von Weber’in Klarnet Konçertosu seslendirilecek.

26-27 Aralık konserlerinde ise BSO yeni yılı Ferenc Gabor, şefliğinde soprano Burcu Uyar’ın seslendireceği valsler, polkalar ve şarkılarla karşılayacak.

BSO yeni yılı, 26-27 Aralık konserlerinde Ferenc Gabor şefliğinde soprano Burcu Uyar’ın seslendireceği valsler, polkalar ve şarkılarla karşılayacak

“YENİŞEHİR'DE BİR ÖĞLE VAKTİ”

Şehri aynı gözle görmek, her gün aynı sokaklardan geçmek, bir süre sonra yaşadığımız yeri sıradanlaştırır. Bazen sokakları gezgin bir turist gibi arşınlamak iyi gelir. 24 Kasım günü Mülkiye Sanat Merkezi Edebiyat Buluşmaları kapsamında düzenlenen “Sevgi Soysal'ı Hakan Kaynar'dan Dinliyoruz” etkinliği öncesinde Mülkiyeliler Birliği önünde buluşup Sevgi Soysal’ın izinden Yenişehir’i turladık, Ankara yıllarının geçtiği köşelerde durup soluklandık, konuştuk.

 

İlk durak “Yürümek” romanının başladığı, Selanik göçmeni ailenin bir dönem oturduğu Selanik caddesindeki 68 numaralı apartmanın önüydü. Sevgi Soysal’ın romanda “Yenişehir, Selanik Caddesi 68’e bir apartman yapıldı, tek katlı, iki katlı evlerin yanına. İlk kaloriferli apartman. Sonra ikinci, üçüncü, kalorifer kazanları ve kapıcılar. Kapıcılar çevre köylerden çoktan denkledikleri yorganlarıyla geldiler.” cümleleriyle betimlediği caddeden Hatay Sokak’a yürüyüp Mimar Kemal İlkokulu’nun önünden geçerek eski Gima’nın önüne çıktık. Bir zamanların yegane buluşma noktası, eskiye göre tanınmaz halde artık. Kuzgun Acar’ın “Türkiye” rölyefinin yerinde bir mağaza tabelası. Şehrin yitirilen yanını adım adım sayarak gezmek hüzün verse de Soysal Çarşısı’nın içinden yürüyerek Tuna caddesine uzanıp Piknik’in, Sanatseverler Derneği'nin, Yeni Sahne'nin yanyana olduğu, pek çoğumuzun yaşamadan özlediği günleri andık. Tuğrul Tanyer, “Yenişehir’in kızı” demiş Sevgi Soysal için. Dönüp geldiğimiz Mülkiyeliler’in terasında Sevgi Soysal’ı anlatan bir konuşma yapan Hakan Kaynar da “Sadece yaşadığı zamanın değil yaşamadığı zamanın da çocuğu” dedi Sevgi Soysal için. Ben de düşündüm ki Sevgi Soysal hâlâ yaşıyor bu çoktan değişmiş Yenişehir’de. Kentin geçmişini düşünmeden, kimlerin yaşadığını bilmeden yürüyüp geçtiğimiz sokaklarında orayı yaşamış, yazmış bir edebiyatçının izini sürmek farklı bir bakış kazandırıyor, nefes aldırıyor insana. Bu etkinlik için Hakan Kaynar’a ve Mülkiyeliler Birliği’ne teşekkürle...

MÜZİK KÖŞESİ

Ay Ana - SO Duo

Sumru Ağıryürüyen & Orçun Baştürk

Bu albüm önce kapağıyla dikkatimi çekti. Sanatçıların ya da albümün adının değil de bu çocukluk fotoğrafının yer aldığı sade, siyah beyaz kapağıyla. Kitapçığında fotoğrafın Ayşe Tomris Erkan’a ait olduğu yazan albümün adı “Ay Ana” ve bir masaldan fırlamış gibi duran bu fotoğraf albüm hakkında da fikir veriyor. Albüm sesinin Ezginin Günlüğü’nün unutulmaz albümleri “Bahçedeki Sandal” ve “Ölüdeniz”de, Yeni Türkü şarkılarında, Muammer Ketencoğlu’nun “Ayde Mori” albümünde bıraktığı izler kulaklarımızdan silinmeyen Sumru Ağıryürüyen ile Orçun Baştürk’ten oluşan SO Duo’nun eseri.

Albümde Sumru Ağıryürüyen’in yumuşacık vokalinin ve mandolininin yanı sıra sözlerini kendisinin yazdığı “Ay Ana”, “Acı Türkü”, “Dağ Yanar”, “Yağmur”, “Sözcükler” parçaları ve İbrahim Metin ile birlikte yazdığı “Yele” parçası bulunuyor. Hintli sufî şair Kebir’in “Ey Dost, uyan da artık uyuma / Gece geldi de geçti / Gündüzünü de mi kaybedeceksin?” dizelerini Orçun Baştürk bestelemiş.

Albümde Yunus Emre’den, Lao Tzu’dan ve Âşık Veysel’den bestesi SO Duo sanatçıları tarafından yapılmış şarkılar da mevcut. Bana göre albümün en dikkat çeken parçalarından biri sözleri Eski Uygurca Fal Kitabı’ndan alınmış ve Sumru Ağıryürüyen tarafından Uygurca seslendirilmiş “Edgü Ol” (Bu Fal İyidir). Sözlerinin bir bölümünün albüm kitapçığında yer alan çevirisinden: “Boz bulut yürüdü, halk üstüne yağmur bıraktı. Kara bulut yürüdü, her şeyin üstüne yağmur bıraktı. Ekinler olgunlaştı, taze otlar çıktı. Hayvanlar ve insanlar için iyi oldu. Öylece biliniz: Bu fal iyidir."

Timeless

Can Çankaya & Kağan Yıldız

Piyanoda Can Çankaya ve kontrbasta Kağan Yıldız, tarafından 2017’de kaydedilip 2018 yılında yayınlanan bir albüm “Timeless”. Albümde Can Çankaya bestesi Timeless, Nova ve Mr. Continuous ile Kağan Yıldız bestesi The Message ve Snowflake’in yanı sıra Darn That Dream, Who Cares, Body and Soul gibi caz klasiklerinin yorumları da yer alıyor. Can Çankaya; Mulgrew Miller, James Weidman ve Harold Mabern gibi caz müziğinin büyük piyanistleri ile çalışmış, New York'ta önemli salonlarda, çeşitli festivallerde sahne almış. Ülkemizde ise “Ece Göksu Quintet” gibi topluluklarla ve kendi triosuyla konserler vermiş bir müzisyen. Kağan Yıldız 2006 yılından beri Kerem Görsev Trio’nun üyesi, ülkemizde ve yurt dışında pek çok festivalde çalmış.

Aynı sahneyi paylaştığı müzisyenler arasında Benny Golson, Freddy Cole, Dena De Rose, Kevin Mahagany, Jim Rotondi, John D'earth, Dave Samuels, Alain Mallet bulunuyor. Piyanist Can Çankaya ile ortak projeleri Timeless ise üzerinde titizlikle çalışılmış, emek verilmiş bir albüm. Besteler iki müzisyenin de güçlü virtüözitesini ortaya çıkarıyor.

Müzikal derinlikleri ve uyumları, bestelerin tematik özelliklerinin getirdiği yerinde vurgularda, diyaloglarda öne çıkıyor. Geleceğe kalacak bir albüm kanımca. Umarım ikili birlikte başka albümlere de imza atar.

KİTAP ÖNERİSİ

CHICAGO KIYILARI

Stuart Dybek

Stuart Dybek, 1942 doğumlu, doğma büyüme Chicagolu, bol ödüllü bir yazar. Bu öykü kitabı yayınlarını heyecanla ve merakla takip ettiğim Yüz Kitap’tan yayımlandı. Kitabı buraya alma nedenim temalarının hem müzikle, hem de Solfasol’ün ana odağı olan kent sorunlarıyla örtüşmesi. Kentsel dönüşüm adı altında sunulan yıkım planlarını, kentleri girdiği her yeri yutan dev birer inşaat sahasına dönüştüren rantı evrensel bir bakış açısıyla anlatıyor yazar. Amerika’nın Chicago kentinin unutulmuş, şehrin diğer kesimlerinden görünmez duvarlarla ayrılmış, yoksulluğun kol gezdiği sokaklarını sanki İstanbul’un Tarlabaşı’nı anlatıyormuş gibi yakından duyumsayarak okuyorsunuz. Mors alfabesi gibi bir kısa bir uzun 14 öykü var kitapta. Bu dizilim anlatıya bir iç ritm kazandırıyor. Yazar olaylardan öte, bir manzara ressamı gibi, atmosferi ve o öykü atmosferinin asılı olduğu andaki insanları anlatmayı seçmiş. Bu nedenle bazı öykülerin sonu yokmuş hissiyatına kapılmak mümkün ama Dybek, sokakları ve sokakların dönüştürdüğü insanları çok iyi anlatıyor. Chopin’in valsleri, Chick Webb parçaları, Harlem Nocturne, These Foolish Things gibi caz standartları, Frankie Avalon şarkıları ise kitapta geçen parçalardan bazıları. Kitabın çevirmeni Başak Bekişli oldukça genç bir çevirmen. Daha önceki çevirileri arasında Charles Dickens’ın “Bir Noel Şarkısı”, M. D. Russell’ın “Tanrının Çocukları” bulunan Bekişli’nin “Chicago Kıyıları” çevirisi çok iyi. Özellikle “Kış Mevsiminde Chopin” öyküsünü çok sevdim. Mevsime, gündeme uygun bir okuma önerisi olsun.

All Posts
×

Almost done…

We just sent you an email. Please click the link in the email to confirm your subscription!

OKSubscriptions powered by Strikingly