Return to site

Ankara'da 1922’nin Yaz Günleri

Bir Sovyet Sanatçısının İzlenimleriyle 1922’nin Ankara'sı

Arif Şentek

Gezginlerin izlenimleri kent belleğinin oluşmasında önemli bir yere sahip. Bizim gezginlerden Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si sanırım Ankara konusunda da en ayrıntılı bilgilere ulaşılabilecek bir kaynak. Bunun dışında yabancı gezginlerin yazdıklarından yararlanabiliyoruz.

Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında, özellikle savaşın başarıya ulaştığı günlerde Ankara’yı ziyaret eden yabancıların yazdıkları, bizim dışımızdan o günlerin ortamına bakanların izlenimlerini günümüze aktarıyor. Bunların içinde Kurtuluş Savaşını, sınırlı olanaklarına karşın büyük ölçüde destekleyen genç Sovyetler Birliğinden gelenlerin özel bir yeri var.

Sovyetlerden gelenlerden biri, ülkenin tanınmış ressamlarından Yevgeni Yevgenyeviç Lansere. Çarlık döneminde sanatçı bir aileden gelen Lansere (1875-1946), etkinliğini devrim sonrasının zengin kültür ortamında sürdürüyor. Sahne dekorları, kitap tasarımı, heykel türünden çalışmaların yanı sıra tren garı, metro istasyonu gibi kamusal alanlarda yaptığı tavan ve duvar resimleriyle tanınıyor. 1943’te Stalin Ödülünü alıyor ve 1945’te kendisine Halk Sanatçısı unvanı veriliyor.

Lansere, 1922 Haziran’ında Büyükelçi Aralov’un çağrılısı olarak Ankara’ya gelir ve Eylül ortalarına kadar kentte kalır. Bu süre içinde çizdiği çok sayıda eskizle kent yaşamını, kentin insanlarını ve yapılarını belgeler. Eskizleri çok yalındır ama keskin bir gözlemciliği yansıtmaktadır. Her eskiz daha sonra işlenerek ayrıntılı resimlere dönüştürülebilecek niteliktedir.

Lansere, Kurtuluş Ordusunun nihai zaferini, Büyük Taarruz günlerini, İzmir’in alınışını Ankara’da yaşar. Ankara’da halkın zafer coşkusunu izler ve resmeder.

Lansere, Kurtuluş Ordusunun nihai zaferini, Büyük Taarruz günlerini, İzmir’in alınışını Ankara’da yaşar.Ankara’da halkın zafer coşkusunu izler ve resmeder. Kâğıda aktardıkları arasında başta Mustafa Kemal olmak üzere kurulmakta olan cumhuriyetin belirgin kişileri de vardır; örneğin Halide Edip Adıvar, Tunalı Hilmi, Fatma Çavuş gibi.

Bayram yerinde eğlenen çocuklar, çeşitli mesleklerden zanaatkârlar, kahvede vakit geçirenler, evde çalışan kadınlar Lansere’nin çizdikleri arasında yer alıyor. Zafer kutlamalarında zeybek veya horon oynayanların karakteristik figürlerini bu çizimlerden izleyebiliyorsunuz.

Ailesinde mimarlar da olan Lansere, Ankara evlerini çizgilere bir mimar kadar ustaca aktarıyor. Üst kat çıkmaları ve benzeri önemli ayrıntıları belirgin bir biçimde veriyor. Evlerin iç işlevlerini, mutfakları, kadınların yaptığı yemek pişirme ve benzeri ev içi işlerin görüntülerini eskizlerde bulabiliyorsunuz

O tarihlerde Osmanlı kentleri ve bu arada Ankara denilince yangınsız olmaz. Bu yangınların bir bölümünün “derin devlet” işi olduğu konusunda ciddi görüşler vardır. Böylesi nedeni tartışmalı, faili meçhul bir yangın sonucu, Samanpazarı’nda Sovyet elçiliğinin bulunduğu bina, çevresindeki 20’ye yakın ev ile birlikte 15 Ağustos 1922 akşamı yanar. Lansere bu “sefaret” binası yangınına da tanık oluyor.

O yıllarda Ankara’ya ulaşım kolay değildir. Kuzeyden deniz yoluyla gelenler İnebolu limanından başlayan uzunca bir araba yolculuğuyla Ankara’ya ulaşırlar. Lansere gemiyle Batum’dan Trabzon’a ve oradan İnebolu’ya gelmiştir. Lansere’nin kitabında bu yolculuğa ilişkin izlenimler ve çizgiler de yer alıyor.

Dönüşte yine aynı yolu izleyen Lansere, bir hafta süren araba yolculuğu ile Kastamonu üzerinden İnebolu’ya gelir. Yolda Ilgaz Dağında eşkıya baskınına uğrarlar. Kafiledekiler canlarını kurtarır ama eşkıya beğendiği bazı eşyalarını alır götürür. Lansere’den, üzerindeki kabanı, pergel ve kurşun kalemlerini alırlar, neyse ki çizimlerin bulunduğu ruloların başına bir şey gelmez.

Lansere’nin Türkiye çizimleri, Aralık 1922’de toplanan 4. Komintern Kongresi sırasında Kremlin’de sergilenir. Bu çizimlerin de içinde yer aldığı “Ankara Yazı” adlı kitap 1925’te yayınlanır. Kitabın Türkçeye kazandırılması ise ancak 80 yıl sonra, Mehmet Perinçek’in katkısıyla mümkün olabilecektir. Kitabın Türkçe çevirisi 2004 yılında Kaynak Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Lansere’nin kağıda aktardığı izlenimler, üzerinde daha ayrıntı çalışmalar yapılabilecek nitelikte. Bunların belki de Sovyet arşivlerinden bulunabilecek yeni belgelerle genişletilmesi düşünülebilir. Böylesi ürünler Ankara’nın Cumhuriyet dönemi başlangıcındaki koşullarını, kentin o tarihteki “hali hazır” durumunu yansıtmakta yararlı olacaktır.

Meraklısı için ekleyelim. Geçtiğimiz Ekim ayında Hacettepe Üniversitesinde “100. Yılında Sovyet İhtilali ve Türk Dünyası” konulu bir sempozyum düzenlendi. Sempozyuma, Prof. Emine İnanır’ın sunduğu Lansere’nin “Ankara’da bir Yaz 1922” adlı çalışmasına ilişkin bildiri ilgi çekici olabilir.

Not: Bu yazı Gazete Solfasol'un Şubat 2018 tarihli 77. sayısında yayımlanmıştır.

All Posts
×

Almost done…

We just sent you an email. Please click the link in the email to confirm your subscription!

OKSubscriptions powered by Strikingly