Return to site

kent, çapsızlar yarışı, iller bankası yıkımı ve telefonlarımızı yenileme savaşında bugün

tanju gündüzalp
19 Haziran 2017

'kent= bizim çelişkilerimizin toplamı' sanırım. buna bir grup düşünce insanı ‘orta sınıfın laneti’ de diyor.

bitmek bilmiyor bireysel ya da kamusal hırsımız, her ölçekte sermayesi olanımızın yok etme hülyası. başarı, sunum, değişim, yenilik, büyüme, ‘ben böyle istedim’ lerimiz. sanmayın ki, iller bankası yıkımından söz ediyorum. hayır hayır, kendim(iz)den söz ediyorum.

  • ‘xxx partisine girersem, inşaat işi alır mıyım bizim buralarda’ diyen babamın, akşam televizyonda tansu çiller zamanının bir iş insanının ‘500 trilyon tllik hortumuna’ küfrünün çelişkisidir hikayemiz.
  • anadolu bulvarı uzantısı odtü yanı yol inşaatı öncesi; eylemlere katılan, ağaç diken ve ‘zorla çıkartsalar bile evimden çıkmayacağım’ diyen 100. yıl semtinde yaşayan arkadaşın, yolun yapılmasından 1 yıl sonra ‘bizim ev 200 bin ediyordu, şimdi 300 bin ediyor’ demesinin…
  • kitabımızı internetten dienar’dan alıp, 'tüh iletişim yayınları da kapanmasaydı' dememizin…
  • dünyanın her yerinde gittiğimizde dönerci arayıp, 'tüm tunalı hilmi de dönerci oldu, kent bozuluyor, hafıza yok oluyor.' dememizin…
  • birkaç tane yüzlü bin lirayı birleştirip, ev alma çabasında olmamı(zı)n kent/rant/kimlik sürecinde lanetidir, büyük kanyonda 3-5 km’lik bir küp edebilen 7-8 milyar biz’in hikayesinin geri kalanı.

toplumsal arkeologlar derneği’nin bi toplaşması olmuştu milli kütüphane konferans salonu’nda, 15-16 yıl evvel; ‘tarihi eserleri ortaya çıkarmak mı yoksa üzerini kapamak mı..!’ tartışması başlatmışlardı. evet evet, biz üniversite öğrencileri olarak görmek için giderken göreme’ye, çok yüz yıllar önce orada saklanmış ilk hristiyanların korunaklı tüf koridorlarında bağıran profesörün tüf yüzeylere verebileceği zararı düşünmemesinin benciliğinde yatıyor, tarihi eserleri kapama düşüncesindeki yenilginin ve örtme isteğinin konuşulacak duruma geldiği zamanların felsefesi.

kendim(iz)le, bizim yaptıklarımızla, lafımızla gündelik eylemimizin uyumsuz insancıllığıyla yüzleşemediğim(iz) de, sen/ben/o/siz/biz/onlar toplamının görüngüsü, iktidar ve rantın sermaye aklıyla birlikte vahşi talanımızın gidebileceği yolun ucu gözüküyor, yok edilen soyu kırılan insanlarımızın da toplumsal talan olduğunu unutmadan.

sanmayın ki, cici batı ve kuzey bu konularda duyarlı. sadece kendi mahallesiyle sınırlı kültürel ve tarihsel duyarlılığı, bizim evin salonunun koltuklarıyla ilişkimizden hallice. ortaçağ kültürünün yıkıcılığı sürüyor kendi mahallelerinin dışında, örnekse yan mahalle polonya’da, uzak köy afrika’da. gerisi yalan ve vandalizm/şiddet.

bu kadar iç eleştiriden sonra bir de pozitif olarak, bugünden yarına evrensel akılla ne yapmalıya değinmeye çalışmak gerek;

tek tek yıkılan yapı peşinde koşmak, yok edilen insanların toplumların kentlerin ardına ağıt düzmek, kapitalizmin neo'su ile rosa'lar, robin hood'lar, don quijote'ler olarak baş edebilmek pek mümkün görünmüyor.

gelin çalışalım birlikte ve; modern mimarlık, tasarım ve şehir plancılığı ürünlerini belgelemek ve korumak için kurulmuş docomomo örgütlenmesi türkiye çalışma grubu, mimarlar odası, kentteki üniversiteler, mimarlar derneği 1927 (md1927), koruma ve restorasyon uzmanları derneği (korder) ankara’daki tüm taşınmaz kültür/yapı/sanat eseri varlıklar için, toplu halde uluslararası korunacak eser/varlık başvurusu yapalım. evrensel olana doğru taşırsak belki de bizimle birlikte davranacakların sayısını arttırabiliriz.

caminin kiliseyi, havranın camiyi, kilisenin havrayı bir birim daha yukarı doğru geçmeye çalıştığı şehir yamaçlarını eşit kılabilmek olsun umudumuz.

artık bisiklete binerek geçelim bi de ulus’tan, yıkımın ideolojisinin bize bıraktığını çıplak ve yavaş gözle görebilelim, anabilelim ki aklımıza kayıt kalsın. hiçbir zaman ve koşulda tek engelleyemeyecekleri bilgi aktarımımızda yer bulabilsin. ya da hemen şimdi hayatımızın tüm boş vakitlerini, hafızanın (görsel, kitap, bellek, dijital kayıt, müzik, şiirle) tüm kayıtları için emek harcamaya ayıralım (mı).

[meraklısına iller bankası hakkında]

1937 yılında açılan ve 18 tasarımın katıldığı yarışmada aldığı birincilik ödülü ile seyfi arkan tarafından tasarlanan ulus'taki iller bankası genel müdürlük binası (eski ismi: belediyeler bankası) döneminin önemli yapılarından. 1980 yılı itibariyle tescilli yapı olma hakkı alan eser, yanında hergelen meydanı’nda başlayan cami inşaatı ile eş zamanlı, geçen yıl (2016) hukuksuz bir biçimde tescilden düşürülmüş, boşaltılmış ve 2016 yılı kasım ayında etrafı çevrilmişti plakalarla.

hacıbayram çevresinden sonra hergelen meydanı’ndaki yeni cami çevresinde yıkılanın yerine yenisinin yapılmamasına kuşkuyla yaklaşan akla tek cümle geliyor: ’kendi tahrir meydanlarını mı yaratıyorlar..?’
seyfi arkan 1937’deki yarışmanın proje raporunda, tasarımını şöyle aktarmış:

‘bu proje yapılırken göz önünde tutulan en kuvvetli gaye ankara şehircilik plânındaki esaslardan ayrılmamaktır. yansen (jansen) plânının bu kısmında halen mevcut emlâk bankası ile park ve opera vardır. bu inşaat birliğinin en mühim olması icabeden uzvu şüphesiz opera binasıdır. onun tesirini kuvvetlendirmek için civarındaki binaların düz ve sade olması lâzımdır. bu bakımdan yapılacak binaya çok basit ve sade bir şekil verilmiştir. cephedeki umumî hatların düzlüğü zemin katında ankara'da az görülen ve gözü okşıyan münhanilerle [kıvrımlarla] zenginleştirilmiştir. köşede banka ve imar antresi ayrı ayrı olarak cadde tarafında pasajlı dört dükkân ve bunların bitiminde büro gidiş gelişlerinden uzak apartman girişi yapılmıştır. verilen programa göre caddeler tarafında hiçbir oda ziyan edilmemiştir. merdivenler binanın sağır kısımlarına getirilmiştir. esas merdivene birleşen iki koridor her katta güzel bir holle bağlanmıştır. bu suretle uzun koridorların bıktırıcı manzarası giderilmiştir. bu hollerdeki yuvarlak boşluklar ise zemin batında bir şeref holü olan bankanın bu önemli köşesindeki atatürk'ün heykeline bakmaktadır. binanın cephesi ankara taşı kaplanmıştır. fakat bu kaplama şekli ankara'da şimdiye kadar görülmemiş bir biçimdedir. binanın içi ve dışı yerli ve yeni ortaya çıkarılan muhtelif malzemelerle yapılacaktır.’

All Posts
×

Almost done…

We just sent you an email. Please click the link in the email to confirm your subscription!

OKSubscriptions powered by Strikingly