Return to site

Mekânına Ulaşmaya Çalışan Bellek

Erhan Muratoğlu

 

19 Nisan 2017

“Kentin Hikayeleri - Yenişehir” adında iOS ve Android cihazlar için üretilmiş bir aplikasyon (dijital cihazlarda çalışan uygulama) yayınlanmış. Amacının, kentte bir rota üzerinde belirlenmiş noktaları akıllı cep telefonunuzla ziyaret etmenizi sağlayarak o noktadaki kentsel belleği çeşitli görsel-işitsel medya aracılığıyla aktarmak olduğunu görüyoruz.

Dijital araçlar, etkileşimli medya, vb. kullanarak kentsel mekânı anlatım çabalarına dair birçok örnek olduğunu biliyoruz. Hatta mobil teknolojilerden de önce mekânla datayı bir araya getirme çalışmaları yapılmıştı.

Şimdi “augmented reality” (arttırılmış gerçeklik diye çevrilebilir) yazılım ve donanımlarıyla bunun daha etkileyici örnekleri de yapılıyor. Fiziksel dünyaya gerçek zamanlı data bindirerek kullanıcı/izleyicinin bilgiyi gerçek mekân/zamanda etkileşimli olarak alması sağlanıyor.

Bu projede ise henüz böyle bir akışkanlık yok. Görsel-işitsel medya ile içinde bulunduğunuz kentsel mekân birbirleriyle pek iletişimde değil. Halbuki, cebimizdeki telefon çalışır olduğu her an, biz istesek de istemesek de bulunduğumuz koordinatı bize ve iletişim şirketine gerçek zamanlı olarak veriyor. Yani, konum bilgisiyle bu konumla ilişkilendirmek istediğimiz bilgileri eş zamanlı olarak aktarmak mümkün. Bunu yapan birçok aplikasyon var halihazırda. Herhangi bir dijital harita aplikasyonunu açıp baktığımızda bulunduğumuz noktada ve etrafında işaretlenmiş bir çok ticari, kültürel, sosyal faaliyeti görüyoruz.

Bu aplikasyonda da harita üzerinde işaretlenmiş noktalar var. Konumumuz değiştikçe telefonumuz bu bilgiyi iletişim sistemine iletiyor, sistem de konum bilgisini telefonumuza gönderiyor. Aplikasyon bu bilgiyi alıp bulunduğumuz mekanda eğer ilişkilendirilmiş bilgi varsa onu işaret ediyor, mekânla ilgili olanı biz kullanıcı olarak aplikasyonun bununla ilgili içeriğinden açıp okuyoruz, dinliyoruz. Telefon ekranına bakarak. Yani tıpkı eskiden beri bir müzede, sergide yaptığımız gibi önünde durduğumuz resimle ilgili sayfayı açıp katalogdan okumak ya da girişte aldığımız kulaklıktan bir anlatıcının sesini dinlemek gibi. Ne var ki bu aplikasyonda bir kitabın ya da ses bandının içerdiği enformasyon zenginliği ve ayrıntısı yok. Üstüne üstlük bir kitabın lineer ve statik yapısının sınırlarıyla kısıtlı kalınmış.

Aplikasyonun arayüzü sanırım HTML5/CSS koduyla yapılmış. Aslında bu aplikasyon bir “responsive” web sayfası örneği. Yani, web içeriğinin masaüstü bilgisayarlarda olduğu kadar mobil cihazlarda da çalışmasını sağlayan kodlama. Ama, bu tür zengin bir içeriği dinamik ve etkileşimli olarak sunmak için çok sınırlı. Ayrıca, tasarım kararları da bu sınırlılığı iyice vurgulamış. Sıradan bir web sayfasında olduğu gibi, yazı ve görsel alanları bir basılı materyalin mizanpajından çok da farklı değil. Yazı sağdan ve soldan bloklanmış, bu da kelime aralarında “dere”ler oluşmasına neden olup okunurluğu azaltmış. Arial yazı karakterinin bold halinin kullanılması okunurluğu daha da azaltıyor. Anlatıcı sesin bahsettiği görselleri görmek için resim galerisine girmek kullanıcı için dolaylı bir iş. 

Özetle, bu projenin tüm iyi niyetiyle arşivlerde erişilmeyi bekleyen belleği dinamik bir hale getirip, kentle kullanıcı arasında etkileşimli bir bilgi akışı sağlama çabası verilen tasarım kararlarıyla amacına ulaşamamış.

Kentin zaman içinde geçirdiği büyük değişimleri fotograf veya film üzerinden gösterme çalışmaları uzun zamandır yapılageliyor. Mekân/zaman bağlamını mekânın üç boyutlu yeniden-sunumu aracılığıyla anlatma çabaları ilginç ürünler ortaya çıkarıyor. Örneğin, 1995 yılından beri süregelen “The Invisibles Shapes of Things Past” (Geçmiş Şeylerin Görünmez Biçimleri) projesi. Berlin’de 1941'de bir meydanda yapılmış bir kaç dakikalık film kaydını bu mekânın şimdiki halinin 3D modellemesinin üzerine bindirip kullanıcının mekânın şimdiki halinin modellemesini, hatta başka zaman dilimlerinde yapılan diğer film kayıtlarını aynı uzam içinde incelemesi sağlanıyor. "Film-zaman"dan dijital üç boyutlu nesneler oluşturulmuş ve kullanıcının bu uzam içinde hareket ederek üst üste binen zaman, mekân ve diğer bilgileri incelemesi sağlanıyor. Projenin ayrıntılarına bu linkten ulaşılabilir: www.joachimsauter.com/en/work/invisibleshapes.html .

Kentin halen var olsa da çok değişmiş, belleği bulanıklaşmış ya da artık var olmadığı için sadece arşivlerde kalmış mekânlarını dijital araç ve yöntemlerle geri getirme çalışmaları yapılabilir, çok ilginç ürünler ortaya konabilir. Uygun yöntemler ve araçlar kullanılması kaydıyla, tabii ki.

All Posts
×

Almost done…

We just sent you an email. Please click the link in the email to confirm your subscription!

OKSubscriptions powered by Strikingly