Return to site

merhaba zt!

“Meksika Yoksulluğu ile İskandinav Soğukluğu Arasında” Bozkır Hüznü

Özlem Taşkın Önen, İsben Önen

Aralık ayı içinde kaybettiğimiz mimar Ziya Tanalı(zt); soğuk, kurak ve hep başına iyi şeyler gelmesini içe dönük bir huzursuzluğun sakinliğiyle bekleyen bu kente bütün umudu, heyecanı ve duyarlılığıyla el sürdü. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi (67-73) ve Ziraat Fakültesi Bağ Bahçe Kürsüsü (67-72), Shell Vakfı Binası (86-94), Sayıştay (90-97), Eryaman dördüncü etap konut yerleşkesi (94-96), Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi (Madde Bağımlılığı Teşhis, Tedavi ve Araştırma Hastanesi, 98-01) gerçekleşen yapıları arasındadır. Tanalı düşüncelerini aktarmak için mekanlar kadar sözcüklere de sıkça baş vurdu: Sadeleştirmeler (00), Sevgili Düşünceler (02) ve Modern Sonrası Mimarlık Üzerine Notlar (04) yayınlanan kitaplarıdır. Birikimlerini büyük bir özveri ile farklı dönemlerde Ankara’daki mimarlık fakültelerinde genç kuşaklara aktardı. “Uzak bir göğün altında”, sokağın başında ve satırlar arasında Ziya Tanalı’yla karşılaşmak her zaman anlamlı. Merhaba zt!

zt mimar, düşünür, eğitmen, yazar... El sürdüğü her şeye kendince bakıp, yorumlayıp, sıraya koyma ve değerlendirme cesaretini gösteren, hiç durmadan çalışan bir akıl. Değerlerin belirlenmesini, onlara ulaşılacak yolların açılmasını, ulaşılan değerlerin öznelleştirilmesini ve pratiğe dönüştürülmesini yani özgün bir düşünce ve duyarlılıklar iç dünyasını uzun bir süreç boyunca kurma ve bunu aktarma başarısını gösteren ve ürettiklerini açık yüreklilikle paylaşan bir kahraman.

Eskişehir yolundaki Sayıştay yapısı Ankara’daki en göz önündeki yapılarından biridir. Dokuz apartman parselinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan, yarım kilometre uzunluğunda ve otuz beş metre eninde bir boşluğa yerleştirilen Sayıştay’ın işlev yükü düşünülüp, benzer ölçekli binalarla karşılaştırıldığında ne kadar insana yakınlaştırılmış olduğu fark edilir. O koca programın nasıl başarıyla ve akılcı bir şekilde kütleye dönüştürüldüğü görülür. Yapıdaki hafiflik ve geçirgenlik, kütle hareketleriyle ve cephe elemanlarıyla kurgulanan incelme, gün ışığının kullanımı, gölgeler ve aydınlıklar, tekrarlar, doluluk ve boşluğun ritmi ile şiirsel bir dil kurmuştur zt. Mimarlık aynı zamanda bir uzlaştırma becerisi olarak düşünülürse, Sayıştay ağır sınırlamalarla başlayan bir yaratma eylemini, duyarlı bir bütüne dönüştürme başarısıdır.

“Benim yaptıklarım, alelade olmayan, özenli ve tercih edilmiş, kendi estetiğini kendi içinde barındıran; yalınlığı, sıradanlığı değerlendirmeye kalkışan bir alçakgönüllülüğü de kişinin kendine yakın bulabileceğinin, koydukları kadar koymadıklarında da anlam aramanın örnekleridir belki de..."

zt sadeleştirmenin mimarlık dilini kurarken en önemli araçlardan birisi olduğunu vurgular. Bunun sadece mimarisinde değil, yaşamında da geçerli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kendi gibi olmaya çalışarak yaşar ve yaşadığı gibi de yaparak, ilişkilenir, aktarır. Böyle bir dürüstlüğün, içtenliğin beklenen bir sonucu olarak da tutarlıdır. İzler bırakır, anlamlar yükler ve bilir bunların izinin sürüleceğini; yüklerinse aktarılacağını ve bir ürpermeye dönüşeceğini. Başından beri değer bildiği, sorguladığı kavramların peşini hiç bırakmadan ama evrensel değerleri de gündelik beğenilerle karıştırmadan sürdürmüştür hayatını. Bu düşünce yapısı ile alçakgönüllülük, mimaride ve yaşamda en önde tuttuğu değerlerdendir.

Etik değerler ve uygulamaları da çok önemlidir zt için. Birbirinden ayrılamaz, birbirine göbekten bağlı bütün bu olgular içinde mesleki etik de zt’nin emek harcadığı şeyler arasındadır. Felsefi olarak yaratma eylemi ve mimarlığın etik değerlendirmesi her zaman tartıştığı konulardan birisi olmuştur. Uluslar arası standartların uygulamaya yerleştirilmesinde büyük çaba harcamıştır.

Mimarlık duyarlı bir uzlaştırma eylemi olarak görülebilir, ve bu onun tüm unsurlarının, temellerinin disiplinler arası bir temelde özgün bir şekilde sorgulanmasıyla olabilir. Yüreklilik, duyarlılık ve akılcı bir içtenlikle.

Kişinin hayatında, her düşündüğünde karşılaştığı için kendini mutlu hissettiği, yeni şeyler deneyimlediğinde mutlaka paylaşmak isteyeceği insanlara denk gelmesi bir şans. Biriktirdiklerinin defalarca sınandığını bilmenin güveniyle, içinden çıkamadığı sorularda akıl danışacak birini bulması, pek de sık olmuyor. Bundandır ki öğrencileri, dostları ve meslektaşlarıyla kurduğu dolansız ve içten ilişkide zt’nin hep özel bir yeri olmuştur.

All Posts
×

Almost done…

We just sent you an email. Please click the link in the email to confirm your subscription!

OK