Return to site

Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner'le "Gelecek için Biz"

Zamanın ruhu sol değerleri yeniden siyasetin merkezine taşımayı gerektiriyor

Söyleşi: İbrahim Münevver, Mehmet Onur Yılmaz

2017’de 16 Nisan ertesinde başlayan, CHP içinde ve çevresinde umutlu rüzgarlar estiren Gelecek için Biz hareketinin öne çıkan iki temsilcisi İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner ile başlattıkları hareketi, gelecek için önerme ve planlarını konuştuk.

Editörün Notu:

Türkiye’de söylenenler çok çabuk eskiyebiliyor. Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner ile Çankaya’da bir pastanede bir araya geldiğimiz gün henüz erken seçim ilan edilmemişti.(Hakkını vermek lazım İlhan Cihaner erken seçimin gelmekte olduğunu öngörmüştü) Dolayısıyla yaptığımız söyleşiyi erken seçim ilanı öncesi yapıldığını dikkate alarak okumanızı rica ediyoruz.

Söyleşinin sonunda göreceğiniz, erken seçim ilanı ardından yönelttiğimiz ek sorunun ve cevabının söyleşimizin gündemle bağlantısını kurmak açısından anlamlı ve yeterli olacağını umuyoruz...

Solfasol: Manifestonuzu yayımladığınız günden bu yana bir hayli vakit geçti. Bir kurultay yaşandı. Orada da o hareketi devam ettiren önergeler verdiniz. Manifestoyu yayımladığınız günden bu güne geldiğiniz noktada beklediğiniz karşılığı buldunuz mu?

"CHP'nin popülist sağ söylemlerinden rahatsız olup ya da dokunulmazlık, cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi partinin değişik tutumlarından dolayı Parti ile mesafelenmiş ve artık belki de oy verip vermemeyi bile düşünen kesimler umutlandı. Belki parti içinden daha fazla oralara ulaştık diyebilirim"

Selin Sayek Böke: Beklediğimizin çok ötesinde bir karşılık bulduk. Sonrasında geriye dönük bir değerlendirme yaptığımızda bu tablonun çok şaşırtıcı olmadığını esasen biz de görüyoruz. Şaşırtıcı olmaması şuradan kaynaklanıyor; bizim o çağrıda dile getirdiğimiz kaygılar ve o kaygılara dair yeni siyaset önerilerimiz, bizim oturup da kendimizin bulduğu bir şey değildi. Zaten tabandan duyduğumuz, esasında talebin bize çokça iletildiği ve çokça eyleme döküldüğü bir şeyi biz söze dökmüş olduk. Beklentimizin çok ötesinde bir olumlu tablo çıktığını söyleyebiliriz. Bunu söylemekle beraber yolumuzun daha uzun olduğunu, bunun sadece bir ilk adım olduğu dolayısıyla hemen oldu diyebileceğimiz bir yerde olmadığımızı da eklemeliyim.

Bir iki somut şey söyleyeyim, birinci olarak şunu görmüş olduk; Türkiye’nin yaşadığı şeyin çok olağandışı olduğuna dair tespitimizde çok yalnız olmadığımızı, esasında toplumun çok büyük bir kesiminin bu olağandışılığın farkında olduklarını görmüş olduk. Ve bu olağandışı durum karşısında da her şey normalmiş gibi yapan siyasete de sadece bir ses olmanın ötesinde bir aracı olduğumuzu görmüş olduk.

İkincisi ise; bu zamanın ruhu aslında siyaseti yeniden hangi değerler üzerine kuracağımıza dair bir tartışma yapmayı gerektiriyor. Bu değerler çok somut biçimde eşitlik, özgürlük, laiklik, barış, demokrasidir.. Bu değerler evrensel sol değerlerdir. Zamanın ruhu bu sol değerleri yeniden siyasetin merkezine taşımayı gerektiriyor. Ayrıca bize şunu göstermiş oldu; bu değerleri dillendirmekten korkmayan bir siyasete çok aç Türkiye. Yani siz “eşitlik” dediğiniz zaman, “barış” dediğiniz zaman, “demokrasi” dediğiniz zaman çok büyük bir kitleye erişebildiğimizi bize göstermiş oldu. Bu açıdan baktığımızda süreç, Türkiye’nin ihtiyacı olan yeni siyaseti tarif ettiğimizi gösterdi.

İlhan Cihaner: Ben de katılıyorum. Ekleyecek çok şey yok hem çıkışın çok daha güncel olduğunu, orada tarif edilen siyasetin çok daha acil olduğunu gösteren bir takım gelişmeler yaşandı. Özetle aldığımız yankı beklediğimizden daha iyi.

Solfasol: Parti dışından aldığınız tepkiler nasıl?

"Parti adına çıkan resmi karar ve tutumla, taban arasında, tarihin çok kritik kavşağında siyaseten de yanlış olduğunu düşündüğümüz bir farklılık ortaya çıkıyor. Bunun kavgasını şimdi vermeyecekseniz neden siyaset yapıyorsunuz? Bu anlamda tabandaki sahiplenmenin, anlamanın daha güçlü olduğunu, yukarı doğru gidince de daha minimal olduğunu görüyoruz"

İlhan Cihaner: Orada belki daha iddialı olmak gerekebilir. CHP’nin içerisinde şu ya da bu şekilde partinin dikey organizasyon şeması içerisinde görev alanlardan daha ziyade partinin genişleme olanağı olan ya da partiyle ilişkisi şu ya da bu şekilde aza indirilmiş ama hala burada bir umut gören kesimlerden çok daha fazla olumlu dönüş oldu. Yaptığımız çağrıyla o kesime daha fazla ulaşmışız. Partinin genişleme olanağı olan yerlerden gelen tepkiye bakınca partinin ne demesi gerektiğini, nereden tutması gerektiğini de gösteren bir şey, bir hat, bir sağlama oldu bu.

Solfasol: Esasen parti içinde de ön açıcı olacak bir takım söylemlerdi bunlar, öyle değil mi?

İlhan Cihaner: Açıkça konuşalım, CHP'nin popülist sağ söylemlerinden rahatsız olup ya da dokunulmazlık, 2014 seçimleri cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi partinin değişik tutumlarından dolayı Parti ile mesafelenmiş ve artık belki de oy verip vermemeyi bile düşünen kesimler umutlandı. Belki parti içinden daha fazla oralara ulaştık diyebilirim.

Solfasol: Soruyu tersine çevirirsek parti bu mesajı alıyor mu? Sizin gördüğünüzün görüldüğünü düşünüyor musunuz?

İlhan Cihaner: Genel başkanın son röportajını görünce pek aldığını söyleyemeyeceğim.

Solfasol: Milliyetçi, sağ popülist söylemler bir yandan devam ediyor.

Selin Sayek Böke: Tabi burada şunu ayırmak gerekiyor, bizim çağrımızın temelinde yatan şey, kurultaya yönelik kısmını hatırlayacak olursak; siyaset liderliğe ya da siyaset liderliği yarışına indirgenmemeli. Siyaset koltuk mücadelesine indirgenmemeli, siyaset değerler etrafında bir araya getirecek, bugün Türkiye’nin ortak sözleşmesini neyin üzerine kuracağını tartışacağı bir zemine çekilmeli demiştik. Liderin sözünün ötesinde parti bunu sahiplendi mi sorusuna karşı ikimizin de cevabı partinin bunu çok sahiplendiği yönünde olacak. Bana sorarsanız kamusal alanda yaşanmış iki kritik deneyim, biri kurultayın kendisi. Orada göstermiş olduğumuz parti meclisi adaylarının, dört kişinin seçilmiş olması (kotalar sonrası üç kişi parti meclisinde).

İkinci somut örnek de tüzük kurultayıydı. Burada nihai sonuç üzerinden değil süreç üzerinden okumak gerek bu fikrin etrafındaki buluşmayı. Orada da parti içerisinde de tabandan gelen böyle bir talep olduğu ve bizim de o talebe ses olduğumuzu görmüş olduk. Tabi bunun yönetime de yansır hale gelmesi çok kritik ve önemli bir şey. Ama şu aşamada tabandan büyüyen bu siyaset CHP’yi de büyütecektir ve tabandan büyüyen bir CHP Türkiye’nin yarınını değiştirecektir. Bu açıdan herhalde parti içindeki desteği de olumlu okumak gerekiyor.

İlhan Cihaner: Selin’in dedikleri doğru ama burada partiden ne anladığımızı ortaya koymamız lazım. Tüm dikey örgütlenmelere aslında biz piramit gibi ele alabiliriz. Hatta söz konusu olan siyasi parti ise siyasi partiye umut besleyenlerden, hatta oy vermeyip acaba mı diye düşünenlerden başlayıp genel başkanına kadar giden bir piramit. Her seferinde sayının daha da azaldığı, daraldığı ve en sonunda genel başkana varan arada MYK’sı, PM’si, kurultayı, delegeleri, yöneticileri, üyeleri oy verenleri ve oy verme potansiyeli olanları alacak olursak, bizi “Gelecek için Biz”i formüle etmeye zorlayan da tam tabanın gelen sesiydi. Bizim aniden ortaya çıkıp siyasi bir cinlikle yaptığımız bir şey değil. Parti adına çıkan resmi karar ve tutumla, taban arasında, tarihin çok kritik kavşağında siyaseten de yanlış olduğunu düşündüğümüz farklılıklar ortaya çıkmıştı.. Bu farklılıklara yönelik tabanı önemseyen bir mücadeleyi vermeyecekseniz. O güne dek Parti adına çıkan resmi karar ve tutumla, taban arasında, tarihin çok kritik kavşağında siyaseten de yanlış olduğunu düşündüğümüz farklılıklar ortaya çıkmıştı.. Bu farklılıklara yönelik tabanı önemseyen bir mücadeleyi vermeyecekseniz neden siyaset yapıyorsunuz? Bu anlamda tabandaki sahiplenmenin, anlamanın daha güçlü olduğunu, yukarı doğru gidince de daha minimal olduğunu görüyoruz. Hatta belki de burada oluşan olumlu havayı görüp, yukarıda varlıkları sadece orada bulunmalarına bağlı olan figürlerin o makası daha da açmaya gidecek hamlelerine açma riski var.

Parti içi ama partiyi içeren ve doğal genişleme alanlarını da hedefleyen hatta giderek Türkiye’ye, dünya temelli siyaset öneren bir şey. Bu sadece parti içi bir şey olsa, girdik kurultaya şöyle oldu, girdik tüzük kurultayına olan oldu olmayan olmadı diyerek parti içerisinde pozisyon almaya çalışırdık. Oysa öyle değil, tam tersi. Örneğin Selin Hanım kendisine önerilen Genel Başkan Yardımcılığını, ahlaki ve siyasi önermeyi daha önde tutarak reddetti. Netice olarak, bizim mesajımız sadece partiye değil, partinin gücü kendisini de aşan derecede çok büyük ama bu güç optimal kullanılamıyor. Yani sadece CHP ye dönük bir şey değil bu yaptıklarımız.

"Bizim ortaya koyduğumuz siyasi iddia % 99’un sınıf siyasetini yapmak üzerine kurulu. Esasında bir parti siyasetinin çok ötesine taşan ama Parti'nin değerler temelinde temsil ettiği, %99’a başka bir Türkiye için siyasi ortaklaşma öneriyoruz"

Selin Sayek Böke: Esasında İlhan Bey’in söylediği şey çok önemli. Bizim derdimiz Türkiye. Biz başka bir Türkiye hayal ediyoruz. Parti bir araç. Öte yandan partinin özü ve esasının da bu olduğunu düşünüyoruz. Yani bu parti evrensel sol değerleri temsil eden siyasetin bir aracıdır. Bu parti esasında Türkiye’ nin kurucu değerlerini bugüne taşıması gereken böyle bir sorumluluğu olan ve bugün Türkiye’de toplumsal muhalefete öncülük yaparak o iktidarı elde etmek için aracı olmakla yükümlü bir siyasi yapıdır. Böyle düşündüğünüzde özünde ve öncelikle CHP’yi ayağa kaldırmayı ve büyütmeyi amaçlayan bir anlayış. Çünkü Partinin temsil etmesi gereken o siyasi anlayış, değerler üzerine inşa edilmiş o anlayışın, Partinin aldığı oyun çok ötesinde olduğunu görüyoruz. Bugün AKP rantçı sermayeyi her şeyin önüne koyan bir sınıf siyaseti yürütüyor ve %99’u yok sayıyor. Bizim ortaya koyduğumuz siyasi iddia % 99’un sınıf siyasetini yapmak üzerine kurulu. Esasında bir parti siyasetinin çok ötesine taşan ama Partinin değerler temelinde temsil ettiği %99’a başka bir Türkiye için siyasi ortaklaşma öneriyoruz. Dolayısıyla Partiden başlayan ama Partinin çok ötesine taşıyan bir iddiamız var.

Solfasol: Pek çok konuda CHP’nin söyleminin AKP’nin işini kolaylaştırdığı şeklinde bir iddia var. Mesela mülteci politikasına ilişkin Kılıçdaroğlu’nun sık sık dillendirdiği “geri gönderilmeliler” söylemi ya da savaş politikalarına karşı, çatışmasızlık döneminin bitişine karşı 7 Haziran sonrası sürece karşı CHP’nin tutum almaması, AKP’nin işini kolaylaştırdığı, yönünde bir söylem söz konusu. Buna katılıyor musunuz?

"Eğer evrensel insan haklarından bahsediyorsanız. göçmenlere gidin Suriye’de savaşın diyemezsiniz. Dediğinizde o değerlerle uzlaşmaz bir çelişkiye düşmüş olursunuz. Kaldı ki bunun pragmatik gerekçelerle oy getirmediği de çok açık"

İlhan Cihaner: İki şey. Şimdi siyasi partiler seçmenin oyunu almak için kandırma mekanizması olarak ele alınamaz. Öyle şeyler vardır ki oy kaybedeceğini bile bile çıkıp söylemek zorundasınız. Çünkü siyasi partileri de bağlayan o partinin ruhu vardır. Bu CHP’nin tüzüğünde de vardır. Siz eğer siyasi partiyseniz o değerlerin dışına çıkamazsınız. O değerlere karşı bir durum varsa ve o size kısa vadede oy kaybettirse bile sizin onu söylemeniz lazım. Göçmenler ile ilgili durum da budur. Eğer evrensel insan haklarından bahsediyorsanız. göçmenlere gidin Suriye’de savaşın diyemezsiniz. Dediğinizde o değerlerle uzlaşmaz bir çelişkiye düşmüş olursunuz. Kaldı ki bunun pragmatik gerekçelerle oy getirmediği de çok açık. Çünkü AKP’nin seçmeniyle kurduğu ilişki, iktidarın kabiliyeti ile muhalefetin kabiliyeti bir değil. Örneğin genel başkan önceki gün bir twit attı kıyamet koptu ve bizim tabanımız bile çok eleştirdi. Ama aynı twiti bugün Tayyip Erdoğan atsa bunun karşısına kimse çıkmaz. Bu olumlu bir durum olmadığı gibi nesnel olarak değerlendirdiğimiz zaman onun kendi tabanındaki ve oy çevresindeki kabiliyetini de ortaya koyuyor. Politikalara müdahale etme kabiliyetini de ortaya koyuyor. Bunun üzerine medyayı ve propaganda

aygıtlarını kullanmasını, sermaye ile kurduğu ilişkiyi hatta bazı gerekçelerle ile Batı ile kurduğu ilişkiyi, işte getiririm göçmenleri kapınızın önüne koyarım tehdidini, Batı’da da zaten bu değerlerin olağanüstü yıpranmış olmasını, zaten emperyalist bir takım söylemler içinde olmasını koyduğunuz zaman muhalefet olarak sizin dayanabileceğiniz tek şey insanlık değerleri. Bu değerlere sarılmak varken tam tersi kendi tabanınızı zaman içinde dönüştürecek bu tarz hamleler sizi iktidara getirmiyor ve bu zaten denendi.

Solfasol: Spekülasyon gibi olacak belki ama zamanında göç politikalarına yönelik biraz daha yumuşak bir söylem benimseyebilseydi CHP belki de bugünkü milliyetçileşmenin önüne geçmiş olabilir miydi?

İlhan Cihaner: Bunu belki de biliyor. Yani ne pragmatik açıdan doğru ne benimsediğimiz değerler açısından doğru, ne geçmişimize uyuyor bu tarz politikalar. Buralarda yükselen değer, siyasal islam diyemeyiz.

Solfasol: CHP’nin alanını genişletmeye yönelik şeyler söylüyorsunuz. Daha fazla insana ulaşmaya çalışıyorsunuz. Hem daha fazla seçmen CHP’ye dönsün istiyorsunuz hem de yerel ve genel seçimlerde de CHP yönlendirici hatta muhalefetin önderi olsun gibi bir iddianız söz konusu. Dolayısıyla önderi olmasını istediğiniz muhalefetin diğer bileşenleri de size bakıyorlar ve kendi değerli saydıkları ve önemli saydıkları şeylerle ilgili daha açık mesajlar duymak istiyorlar. Mesela HDP Kürt Sorunuyla ilgili neler söylediğinizi duymak isterken diğer yandan muhalefetin diğer ucunda bir de İyi Parti söz konusu. Birbiriyle uzlaşmaz görünen bu aktörleri aynı pota içerisinde değerlendirmeye çalışıyorsunuz. Bu çerçevede yerel ve genel seçim süreçlerinde birlikte davranmanın temelinin nasıl kurulmasını öneriyorsunuz?

İlhan Cihaner: İçine düştüğümüz yanılsamalardan biri de referandumla ilgili. Referandum bitti ve geride kaldı. Tabi ki orada bir kazanım çıktı. Toplumsal bir takım değer ve yargılar ya da tutumlar etrafında değişik kesimlerin bir araya gelebileceğini göstermiş olması bakımından değerliydi ama o orada kaldı.. O zaman bunu bir zafer romantizmine de çevirmemek lazım. Nerelerde hata yapıldı, başta sandık güvenliği ve sandık güvenliğini etkileyen parlamentodaki dokunulmazlıkların kaldırılması gibi buralara bir özeleştirisel yaklaşım getirmeden bunun üzerine ne kurabilirsiniz? O anlamda hayır bloğu sürecinin kazanımlarını koruyarak mücadeleye devam etmeliyiz.

Solfasol: İttifak politikasının temeline Meclisin ve kuvvetler ayrılığının güçlendirildiği bir sözleşme konulamaz mı?

Selin Sayek Böke: Bunlar birbirinden bağımsız değil. Biz yaklaşan seçimi normal bir seçim gibi görmüyoruz. Bir sondur ve ondan sonrası yoktur anlamında söylemiyorum. O sandık ve cumhurbaşkanlığı seçimi değil esasında, o sandık Türkiye’nin hangi sözleşme ile yaşayacağına dair keskin bir tercihin sandığı. Bizim için de çok açık ki tercih eksiklerini tamamladığımız bir parlamenter demokrasiye tam geri dönüştür. Dolayısıyla “hayır olayı”yla romantize edilmesine ben de karşıyım. Ama “hayır süreci” ile romantize edilmesine karşı değilim. Bu kadar baskı ve otoriterliğe rağmen korkmadı insanlar. Hayır kampanyasının yürütülebilmiş olması ve parlamenter demokrasi değeri etrafında milyonların bir araya gelmiş olması bize şunu gösteriyor; Kürt seçmenin talebi de demokrasi, bugün İyi Parti de birleştiğini düşündüğünüz kesimin de talebi demokrasi. Dolayısıyla ittifakı partiler üzerinden tarif etmeyi yanlış buluyorum. Çünkü bizim ihtiyacımız olan siyasi partilerin ittifakı değil. Bence zaten romantize edilen ve yanlış olan şey o. Bizim ihtiyaç duyduğumuz toplumsal sözleşmenin etrafında bir ittifak kurmak. Belli siyasi partiler ile haritalar örtüşüyorsa bir sonuç olarak ittifak ortaya çıkar.

Biz Kürt sorununun çözümünün de demokratikleşme olduğunu düşünüyoruz. Bugün Boğaziçi Üniversitesindeki çocukların eğitim öğretim hakkının elinden alınmasına karşı mücadelenin de bir demokratikleşme mücadelesi olduğunu düşünüyoruz.

Solfasol: Bunun önceden yapılabilmesi mümkün değil midir?

Selin Sayek Böke: Tabi ki mümkün. Bizim de verdiğimiz mücadele bu. Zaten gelecek için bizim de ortaya koyduğumuz siyaset hem talep hem de strateji olarak tam da bu. O değerler etrafındaki %99’a vurgu yapıyoruz. Eşitlik dediğiniz zaman eşitliği talep eden ve ihtiyaç duyan toplum kesimi ekonomik anlamda %99. O değer etrafında ittifakı kurabiliriz. Bunu daha da somutlayabiliyoruz. Eşitlik dediğinizde örneğin, ücretiniz size yetiyor mu, yetmiyor, güvencesiz çalışmaktan memnun musunuz, memnun değilseniz bir araya gelmeliyiz. Eşitlik ve adalet sağlayacak bir düzen bizim amacımızdır dedirtebilirsek adayın kim olduğu önemsizleşir zaten. Kurmamız gereken siyaset tam da bu siyaset.

Solfasol: “Gelecek için Biz” hareketinin bir sonraki adımı ne olacak? Belirlenmiş bir adım var mı, Parti içinde ya da parti dışında?

İlhan Cihaner: Adımdan ziyade belki de bir süreç tarif etmek lazım. Biz Türkiye’nin temel meselelerine ilişkin iddialarımızı kamuoyuyla paylaşmaya partimizin kararlarına dönüşmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Her şeyden önce ülkeden, partiden umudunu kesen gençlere, o nitelikli kesimlere bir işaret olması lazım. Biz buradayız, sizler de gelin bu mücadeleyi beraber verelim. Şu anda Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditlerden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Yani partiden, siyasetten, ülkeden umudunu kesen insanlar her geçen gün artıyor ve bunlar teslim olmuş kesimlere dönüştürme kapasitesi daha fazla olan insanlar ya da kesimler. Orayı yakalarsak zaten Parti de o şekilde konumlanır.

Selin Sayek Böke: Ben bir kadın olarak “vardık, varız, var olacağız” diyeceğim. Gelecek için böyle düşünüyoruz. Bu bir süreç sonuçta; buradayız ve olmaya devam edeceğiz. Bu var olma da büyüyerek olmak zorunda, bu çağrı da onu anlatıyor. Bu çağrı Partiye dönük bir çağrı değildi, çağrımız Türkiye’yedir.

İlhan Cihaner: Siyasetin her türlü aracını kullanacağız.

ERKEN SEÇİM İLANI ARDINDAN YÖNELTTİĞİMİZ EK SORU VE İLHAN CİHANER'İN CEVABI İSE ŞÖYLE:

"Adeta, siyasetle yeniden tanışıyorum!"

Solfasol: Söyleşimiz ardından MHP’nin çağrısı ile gündemimize giren erken seçimin ilanı ile tabir uygun düşerse çok şiddetli bir siyasi bir fırtınaya girdik. Aday belirleme sürecinde yaşananlar ve yaklaşan seçimler hakkında düşüncenizi ve yaklaşımınızı paylaşır mısınız?

İlhan Cihaner: Öncelikle çok öğretici. Hem olumlu hem olumsuz anlamda! Kitlesel yanılgıların nasıl geniş toplumsal kesimleri esir alabildiğini, AKP-MHP koalisyonun temsil ettiği düşünce, siyasi yönelim ve kadroların aslında en geniş anlamıyla muhalif kesimleri de tersinden belirlediği, zihinlere örülen duvarların yıkılmasına bile girişilmediğini, birçok meşhur siyasetçi için solun nostalji, slogan ve tabanla ilişki kurmak için kullandıkları bir yalan olduğunu şaşırarak çokça da üzülerek izliyorum. Adeta siyasetle yeniden tanışıyorum! İşte karşımızda ahlaki, siyasi ve ekonomik olarak çökmüş, panik içinde bir iktidar varken topluma alternatif olarak o iktidarın başka fraksiyonlarını tartıştırıyoruz. Abdullah Gül örneğin. Diyelim seçildi. AKP gitmiş olmayacak ki sadece AKP’nin yanına cemaat tekrar gelmiş olacak. Ya da Akşener. Memleketin temel meselelerine dair tek bir iddiasını biliyor muyuz İYİ olacağız dışında. Eğer yapılamayan MHP kurultayı yapılabilmiş olsaydı muhtemelen MHP Genel Başkanı olarak devam edecekti. Tabii ki cesareti önemli, tabi ki siyasette nezaket önemli, tabii ki AKP despotizminin geriletilmesin de aldığı risk taktire şayan. Ama bunları zaten yıllardır bir siyasi tutum, hatta yaşam tarzı olarak, üstelik her türlü riski alarak yıllardır sürdüren gelenekler, partiler ve aktörler kendi iddialarını birikimlerini ortaya koymak hatta tartıştırmaktan imtina ediyorlar.

"Doğal olarak bu süreçte ittifaklar, dayanışmalar, hamleler olabilir. Ama asıl iddiamızı kaybetmememiz gerekir"

Bizler CHP içinde siyaset yaptığımız İçin partinin disiplini ve gelenekleri ile kısıtlıyız. Ayrıca biraz da bu iddiayı ortaya koyup partide/partiyi büyütmek için ‘Gelecek İçin Biz’ diye ortaya çıktık. Ama güncel tercihlerin reel siyasetin dar alanından daha çok zihinlerin daraldığını görüyorum sanki. Söylediğim boş bir romantizm değil. Doğal olarak bu süreçte ittifaklar, dayanışmalar, hamleler olabilir. Ama asıl iddiamızı kaybetmememiz gerekir. Seçim matematiği, toplum/seçmen sosyolojisi, %30-70 dengesi gibi toplumu ve seçmen tercihlerini değişmez sabitler gibi alan ve bunun üzerine güncel politika inşaa eden sinsi sağ/liberal yaklaşım şu an karşı karşıya kaldığımız en büyük tehdit. Oysa kavramlar, tercihler, iletişim olanakları, gençlik büyük bir dönüşüm değişim içinde. Değişmiyorsa o zaman bekleyelim doğal nüfus artışlarına/azalışlarına bırakalım! İşte bu sinsilik gazeteleriyle, web siteleriyle, danışmanlarıyla, anketleriyle, ‘sızıntı’ politikacılarıyla bizi şuna ikna etmeye çalışıyor:

- Erdoğan’ın alternatifi ancak, Gül/Şener profilinde biri olabilir,

- AKP-MHP nin alternatifi ancak, sağın dominant olduğu koalisyon olabilir,

- ‘Pişman’ Fetullahçının alternatifi ancak, ‘light’ Fetullahçı olabilir,

- Saldırgan ve kaba siyasal islamcının alternatifi ancak sinsi ve centilmen siyasal islamcı olabilir vs.

"Siyasetsiz seçimde önyargılar ve statüko galip çıkar"

Tekrar vurgulamak istiyorum tabii ki reel siyasetin gerektirdiği taktik hamleler yapılabilir. Ama cumhuriyetçi/sol/sosyal demokrat birikimi -ki AKP ve öncesindeki faşizan iktidarlara bu toplam direnmiştir- sıfırlayamayız. Bu perspektif ve seçmenin olası tercihleri göz önünde tutulursa, ilk turda her siyasi parti ve hareketin kendi en optimum adayı ile yarışa girip ikinci tur ittifak görüşmelerini şimdiden yapmak gerek. Uyum yasası 12 -13 saatlik bir süre bıraktı bu konuda. Ayrıca AKP-MHP ye oy vermeyecek ya da kararsız seçmenin kategorik olarak ikinci turda da karşı çıkmayacağı adayları tercih etmek gerek. Zaten AKP-MHP ye oy vermeyecek seçmenlerin tercihleri arasındaki kombinasyonlar ters etki de yapabilir. Bu arada bir diğer önemli sorun da HDP seçmeninin göz ardı edilmesi ve sadece seçim matematiğine odaklanılması. Tüm Dünya'da olduğu gibi örgütlü yapıların temsil ettikleri kitleleri harekete geçirme ve yönlendirme kapasiteleri eskisi kadar fazla değil. O nedenle toplumunun yüzde yüzünü hedef alan politikalar da sonuç alıcı olacaktır. Unutulmasın ki siyasetsiz seçimde önyargılar ve statüko galip çıkar. Temel meselelerle ilgili iddialarımızı cesaretle dillendirmemiz gerekir. Son olarak sandık güvenliği ve katılım seferberliği konusu iyi yönetilmeli.

All Posts
×

Almost done…

We just sent you an email. Please click the link in the email to confirm your subscription!

OKSubscriptions powered by Strikingly