Return to site

Yeni Başlayanlar için Ankara

Dosya

 

Solfasol

Solfasol, yıllardır, sonbahar sayılarından birini “yeni başlayanlar için” başlığı altında, Ankara kentinin nasıl bir yer olduğu, ya da Ankara’nın nasıl bir kent olduğu ile ilgili yazılara ayırıyor. Üniversitelerin açılmasıyla, ya da memur tayinleriyle Ankara’ya yeni gelenlerin yoğunlaştığı bu mevsimi seçmemizin nedeni, kenti yeni deneyimleyecek olanlara, eski deneyim sahiplerinin bir biçimde deneyimlerini/ birikimlerini aktarması ve böylece, yeni gelenlerin Ankara’yı daha çabuk ve çok yönlü tanıması ve hatta mümkünse, bu kentte yaşamaktan keyif alması ve bu şehri sevebilmesi amaçlanıyor.

Bu nedenle, bu sayılarda Ankara’ya genel olarak ve şöyle kuşbakışı denilen türden bir bakışla bakmaya çalışıyoruz. Bu bakış, bir bakıma kentin mekanlarına, bir bakıma kentin topluluklarına ve toplumuna ve bir bakıma da, eğer böyle bir şey söyleyebilirsek, kentin kendine özgü kültürel yapısına/ kültürüne bir bakış anlamına geliyor. Nasıl bir yer bu kent? Bu kentte kendi isteğiyle veya zorunlu olarak yaşayanlar, ne düşünüyor bu kentte yaşamak hakkında? Kent kendi hemşerileriyle nasıl ilişki kuruyor?

Somut olarak, Ankara’da yaşamak nasıl bir şeydir, anlamı nedir? Ne tür sıkıntılar ve sevinçler verir ya da verebilir insana, diye düşündüğümüzde, pek çok alana birden bakmamız, ya da pek çok disiplinin merceğinden kenti incelememiz gerekiyor. Ancak Solfasol bir kent gazetesi ve biz de araştırmalarımızı, öyle laboratuvar hassasiyetiyle, bilimsel ölçüm teknikleri kullanarak filan yapmıyoruz. Asıl merak etiğimiz zaten, insanların bu kente dair düşündüklerinin, hissettiklerinin ne olduğu ve eğer öyle bir şey olmuşsa, bu kente nasıl ve neden bağlanmış oldukları.

Kentle, bu kenti sevenler arasında nasıl bir duygusal, kültürel ve belki bazılarımız için ideolojik etkileşimler, duyarlıklar olduğunu merak ediyoruz. Böyle bakınca, soru bir anlamda, sevdiğimiz ya da sevipsevmediğimizi pek düşünmediğimiz halde beraber olmaya devam ettiğimiz bir arkadaşımızla ilişkilerimize benzer niteliğe bürünmüş oluyor. Bir kişiyle neden arkadaşlık ediyoruz, onunla arkadaş olmayı neden seviyoruz veya bir süre geçtikten sonra, bu arkadaşlık karşılıklı olarak nasıl bir alış-veriş bilançosu oluşturuyor? “Neleri kazanıyoruz bu ilişkiden veya başka biriyle arkadaş olsaydık, elde edebileceğimiz hangi kazanımları kaybediyoruz?” diye düşünebiliriz.

Aynı soruları, bir kentle ilişkimiz bakımından da sorabiliriz: Bu kent bana ne veriyor ve neleri

kaybettiriyor? Dünyanın başka bir kentinde olsaydım ve orada yaşasaydım, oralarda bulamayacağım özel ya da benim için değerli bir şeyler veriyor mu bana, bu kent? Vaz geçemeyeceğim ve beni bu kentin düşkünü yapan bir şeyler var mı?

Böyle düşündüğümüzde, sanki kente, aynı bir insana veya arkadaşımıza atfettiğimiz gibi bir karakter atfetmek beklentisine girmiş oluyoruz. Buradaki ilk soru, “bir kente bir karakter atfedilebilir mi?” olmalı. Ancak daha da güç olan konu, bir insana bile karakter atfederken ne kadar zorlandığımızı ve o insanın nasıl bir insan olduğu hakkında yalın ve çok yoğun (ve derişik) ama doğru olduğunu düşündüğümüz bir söz söylemeye kalktığımızda, yanılma payımızı göz önünde tutarak, ne kadar kılı kırk yardığımızı hatırlarsak, bir kente atfettiğimiz karakterle, o kentin gerçekten bir ilişkisi olduğu iddiasının, ne kadar kuşkulu ve ne kadar temellendirilemez bir iddia olduğunu anladığımızda belirecektir.

Buna rağmen, bizim “yeni başlayanlar için Ankara” sayılarımızda yapmaya çalıştığımız şey, tam da böyle bir şey. Yukarıdaki paragraflar geri dönersek aradığımız ve “karakter” diye adlandırıldığımız şeyin, daha doğru bir adlandırmayla “kimlik” olduğunu söylemek gerekir. Bir kentin kimliği gibi, güç yanıtlanabilecek bir soruyla uğraşıyoruz demektir. Bir insanın kimliği ile ilgilenenler ve bu konuda neler söylenebileceğini araştıranlar, genel olarak psikologlardır, diyelim. Ya bir kentin kimliği sorunuyla kimler ilgilenir/ uğraşır?

Burada pek çok ilgi alanı, disiplin/ meslek saymak gerekiyor. Kentteki insanlarla ilgilenen disiplinler dendiğinde, sosyologlar, sosyal psikologlar, psikologlar, antropologlar tarihçiler ve genel olarak sosyal bilimcilerden başka, kentin mekanlarıyla ve insanlarıyla uğraşan (ya da uğraştığını düşünen) coğrafyacılar, bölgeciler, şehirciler ve mimarlar, ekolojistler/kentsel ekolojistler ve bütün bu alanalar arasındaki arakesitlerde uzmanlaşmış olanlardan bahsetmek gerekecek galiba…

Bir de bu kentte her gün yaşayanlar, her sabah uyanınca, bu kentin gökyüzü, bulutları- rüzgarları ve gürültüsü, kokuları ve kalabalığı, taşıtları ve insanları ve bitkileri-yaprakları-çiçekleri ile karşılaşan insanlar var ve elbette; onların söyledikleri de çok önemli, kentin kimliğinin ne olduğu bakımından…

Bu durumda, kentin kimliği ile ilgili olarak yapılacak her hangi bir tanım, her durumda eksik, yanlış ve yetersiz olmaya yazgılı sayılır. Buna rağmen, neredeyse bütün kentler için, çok klişeleşmiş ve kalıp-söz’e dönüşmüş olsa da, ilk ağızda akla geliveren bazı betimler, bazı sözler vardır. Bu kenti bildiğimiz veya bilmediğimiz halde, kentin adı geçince, aklımıza hemen, o kalıp klişe ya da kendi deneyimlerimizden süzdüğümüz ve iyice rafine edilmiş bir tanım düşüverir. “Minarelerinden nalınlar sallanan” ya da “bürokratik” veya “Akdeniz’in incisi”, “çok mutaassıp” ya da tam tersi “gavur” filan gibi, çok komprime tanımlama sözcükleri uçuşmaya başlar.

Galiba Solfasol, Ankara’yı ilk karşılaştıkları ana göre düşünülenler, daha sonra dönüşen ve değişen etkileşimlere göre yeni değerlendirmeler yaparak yargılarını inceltenler ve doğma-büyüme buralı olup da kentini aslanlar gibi savunmak için bahaneler arayanlar filan, herkesi dinlemek ve bunları bir araya getirdiğimizde oluşacak etkileşimden, tartışmalardan doğacak olan “teoremi”, hatta hiçbir şeyi kanıtlayamayacağımıza göre, “hipotezi” nasıl buluşturabileceği arayışı içerisinde…

Bakalım bu yıl, bunu ne kadar başarabileceğiz?

...

GazeteSolfasol 66-67 Ekim-Kasım 2016 sayısında yayımlanmıştır.

All Posts
×

Almost done…

We just sent you an email. Please click the link in the email to confirm your subscription!

OKSubscriptions powered by Strikingly